logo

KOVID 19 SALGINI KARŞISINDA KÜRESEL MÜDAHELE NEDEN YETERSIZ

10 Marttan beri ülkemizde Kovid 19 felaketini yaşıyoruz. Yazı yazdığım şu andaki ülkemizin rakamlar 335.533 hasta ve 8837 kişi vefat olarak göstermektedir. İnsanlık bugüne kadar pek çok salgın gördü, ama böylesine insanlığa zarar vereni belki de hiç görmedi.

Küresel olarak baktığımızda Kovid 19 kaynaklı bir milyondan fazla ölüm sadece korkunç bir tablo değil; Aynı zamandan ileri göremeyen, parçalanmış ve zayıf bir küresel müdahelenin dönüm noktasıdır.

Bunu aslında İnsanlık için bir uyarı olarak kabul etmemiz gerekmektedir. ülkeler hatta kıtalar arasındaki gelir ve kaynak dağılımının eşitsizliği salgın sayesinde daha da görünür hale geldi. Daha zengin ülkelerde tedaviye yönelik destek hayatlar kurtarmaya devam ederken,daha yoksul ülkelerde hastalık ve ölüm tehlikesi gün geçtikçe çoğalıyor.

İster Çin virüsü ister korona virüs salgını olarak adlandırın, bu hastalık bize üç tehlikeyi işaret ediyor. Gerek hastalığın insanlara etkisi , gerekse sağlık hizmetlerinin yoğunluktan dolayı kesintiye uğrayıp intanların ölmesine neden olması birinci tehlike olarak adlandırılabilir.

İkinci tehlike ekonomik, Salgın başta turizm olmak üzere,Dünya üzerinde pek çok sektörü derinden etkilemektedir. Gelişmiş ülkeler bu ekonomik krizden kendi haklarını kurtarabilmek için çözümler üretmektedirler. Örneğin Birleşik Krallık örneğinde olduğu gibi ekonomik hasarı azaltmak için inanılmaz boyutlarda finansal destekler yapmaktadırlar. Buna Almanya,Fransa gibi ülkeleri de ekleyebiliriz. Ancak Üçüncü dünya ve yoksul ülkelerin ekonomilerini ayakta tutacak güçleri olmadığı gibi,küresel yardımlarda yok denecek kadar azdır. Halklarına ekonomik destek yapmaları bile söz konusu değildir.

Dünya sağlık örgütünün yarattığı hayal kırıklığı ise üçüncü etkidir. Birleşmiş bir dünya hayali ikinci dünya savasından beri vardı. En azında böyle global bir salgın DSÖ nün çözüme önderlik edeceğini düşünürken, yetersizliği herkesi korkutmaktadır. Birçok ülkeden tedaviden aşıya milliyetçi çağrılar yapılırken,Salgının siyasi bir tehlikenin kapılarını açtığı muhakkaktır.

Sürü bağışıklığı ya da ne olursa olsun söylemleri,dünyada en alt düzeydeki iki milyar insan için tatmin edici bir mesaj değildir. Gelişmiş ülkeler yerel Kovid 19 müdahaleleri için 11 Trilyon dolardan fazla bir bütçeyi ayırırken,Birleşmiş Milletlerin Global mücadele için talep ettiği 10 Milyar doların yalnızca 2.8 milyarı toplanılmıştır. Kısaca Varlıklı ülkeler diğerlerini umursamamaktadır.

Her bir G20 üyesi ülke lideri ülke içinde yaptığı yatırımın küçük bir kısmını bile Global sağlık çalışmalarına tahsis etseydi,bu satırları yazarken daha umutlu olabilirdim Umut sabah uyanabileceğini bilmesen de o saati kurmaktır. Umut insanı hayata bağlayan duygudur. Peki bu salgının sonunda umudumuz var mı?

Tüm dünyada hükümetlerin insanlar kişisel korunma yöntemlerini önermesi yeterlimi? Ellerini sabunla yıka derken,temiz suyu olmayan ülkeler akla geliyor mu acaba? Bu insanlar nasıl kendilerini koruyacak,kimse düşünmüyor.

El yıkama istasyonlarının, dezenfektanların, ateş ölçme aletlerin,maskelerin yepyeni bir ekonomik olgu olarak insanların önüne çıktığı konusunda yöneticilerin bir fikri var mı? Bu yeni sektöre dökülen paralar yerine Aşı ve ilaç geliştirmeye maddi kaynak aktarmak daha mantıklıdeğil mi?

Küresel olarak kaydedilen rakamlar, daha fazla çaba gerektirdiğini gösteriyor. Afrika kıtasında şu an vaka sayısı bir milyonun üstünde ve yeterli sayıda test yapılmadığı da bilinmektedir. Güneydoğu Asya’da aşağı yukarı 7 milyon vaka var ve son olarak küresel vakasının yüzde ellisinden fazlasına sahip Amerika kıtasında ise vaka sayıları 16 milyondan fazladır.

İşin aslına bakarsak, hastalığın dünyanın geniş bölgelerindeki boyutunu bilecek kadar test yapmak söz konusu bile değil. Örneğin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 100 milyon insan yaşıyor, ama 60 bin kadar test var.Yemen’de pozitif çıkan test oranı yüzde 30'un üzerinde çünkü neredeyse testleri yok.

BM güvenlik üyesi ülkelerin kendi sorunları var,ama küresel bir bakış açısı için Birleşmiş milletleri çalıştırmaları gerekmektedir. Geçen 8 hafta Suriye’deki Kovid 19 vakalarında yüzde 400'ü aşan bir artış yaşandı.Libya’a ise son bir ayda vaka sayısı iki katına çıktı ve pozitif test oranı yüzde 2, ,Beyrut patlamasında bu yana Lübnan’da vaka sayısı yüzde 500 arttı.Bu arada,Meksika’da her gün beş bin yeni vaka çıkıyor,yüzde 51 i pozitif çıkmaktadır.

Bu salgın, globalleşen dünyanın ilk salgını, Eğer bu salgının üstüne gidilmezse hem salgın devam edecek ve İnsanlığın karşılaşacağı son felakette olmayacaktır. Bu salgının çıkmasından sorumlu olan ülke Çin olsa da Dünyadaki ekonomik küçülmeden en çok etkilene ülke konumundadır.

Bu salgın,globalleşen dünyanın ilk salgını,Eğer bu salgının üstüne gidilmezse hem salgın devam edecek ve İnsanlığın karşılaşacağı son felakette olmayacaktır.

Bu salgınla savaşmalıyız. Yeni hayat sistemine uymalıyız,Artık geçmişteki hayatlarımızı yaşamamız kolay olmayacak. Türkiye bu salgında iyi bir sağlık sistemi olduğu için iyi mücadele ediyor. Buna rağmen ölü sayımız 9000 e yaklaştı ve hız kesmeden devam ediyor.

Toplumsal yaşamımızı değiştirmeden bu salgın ile savaşamayız. Aşının bulunuşu 2021 ayı ortaları olduğuna göre kişisel mücadeleye devam etmek zorundayız…

Üst