logo

Pandemi̇ Dönemi̇ Edebi̇yatı ve Katarsi̇s

Tarih boyunca insanlar belirli dönemlerde bulaşıcı hastalıklarla savaşmış, verilen bu savaşları ya tarih ya da edebiyat kitaplarına kayıt etmişlerdir. Tarihin insanlar üstündeki etkisi bellidir; bize sadece kullanım için salt bilgi sunar. Ancak edebiyat her zaman insanın duygularını harekete geçirmeye yönelik olmuştur. Aslında bir edebiyat yapıtı, hem yazarın hem de okurun duygu boşaltımıdır. Pandemi dönemi diyoruz, ancak biz de çok farklı bir dönem yaşamıyoruz şu anda. Bu da demektir ki, önceki pandemi dönemlerinde yazılan edebiyat yapıtları bizleri bir nebze de olsa rahatlatabilir, düşünmeye itebilir, yalnızlık hissiyatına son verebilir. Böylece evdeki zamanımızı ufkumuzu daha da açarak verimli geçirmiş oluruz.

Pandemi edebiyatının en etkin özelliği olan Katarsis, eserin okuyucusunu veya izleyicisini içinde bulunduğu durum hakkında derince bir düşünüp kendini yenilemeye iter. Yunanca kelime anlamı "temizlik" tir. Katarsis için en basit örnek, duygusal boşluk içerisindeki yorgun bir annenin yoğun bir çalışma gününden sonra piyano başında oturup acıklı bir parça çalması olabilir.

 

Salgın hastalıklar insanlar Dünya'da var olmaya başladığından beri varlar ve edebiyata yansıyorlar. En erken örneklerden biri olan İlyada Destanı da bir veba salgınıyla başlıyor. O zamanlar salgınlar, Tanrıların öfkesi olarak görülüyor ve tabii ki edebiyata da bu şekilde yansıyor.

Akhaların Troya Ovası'ndaki gemi ordugâhındayızdır. Tanrı Apollon'un rahibi Khryses gelir, Agememnon'un tutsak olarak alıkoyduğu kızı Khryseis'i geri ister. Agememnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. 

Dokuz gün dokuz gece ordu hastalıktan kırılır.

 

  Bu salgının akabinde iki arkadaş birbirine düşman kesiliyor ve işte her şey böyle başlıyor. Peki amacı ne bu destanın anlatılmasının? Tabii ki Katarsis- Aşil yalnızca kahraman olarak anılabilmek uğruna bencil ve nankörce sebeplerden dolayı kendi savaşını verirken, düşmanı Hektor yalnızca halkını korumak için savaş veriyor. Bu iki düşmanın savaşına şahitlik etmek te bizi kendi amaçlarımızı gözden geçirmeye zorluyor.İnsanlığın İlyada’ya hala bu derecede ilgi göstermesi, destanda kendisinden parçalar bulması sebebiyledir.

Öte yandan Kara Veba ve Kolera gibi tarihi ciddi anlamda etkilemiş,nüfusu neredeyse yarıya indirmiş salgın hastalıkların edebiyatı etkilemesi olmazsa olmazdı. Bu durumda incelemesi en zevkli hikaye Edgar Allan Poe'dan "Kızıl Ölümün Maskesi" olacaktır. 

Betimlemeleriyle ünlü bu kısa hikayede zenginler kocaman bir şatoda kendilerini karantinaya alır ve ziyafet eşliğinde balolar düzenler, danslar ederler. Halkın fakir kesimi dışarıda yardım bekler, hastalık gittikçe yayılır. Zenginlerin ise umurunda olmaz. İlerleyen bölümlerde deforme bir insan görünümü ile sembolize edilmiş "Kızıl Ölüm" bir şekilde şatoya girer ve zenginleri tek tek hasta etmeye, gösterişli hayatlarına son vermeye başlar. Bu hikaye de okuyucuda bir "Danse Macabre" etkisi yaratır- dünyevi mallar, zenginlikler, bu mallara daha fazla, daha da fazla sahip olma isteği ile yanıp tutuşan nankörlükler ve bencillikler son bulacaktır- işte pandemi edebiyatından başka bir katarsis örneği.

Sönüyor, sönüyor ışıklar, sönüyor, sönüyor her şey!
Ve titreşen her cismin üzerine
Fırtına misali iniyor perde
Tabut örtüsü niyetine!

Bu yazıda kısaca gördüğümüz gibi, pandemiler insan hayatına yüksek oranda etki eder ve bizi pandemi öncesi hayatımızı ve yaptığımız seçimleri sorgulamaya iter. Bu kıyamet-tarzı dünyalar sadece kurgu değil; bu yıl içinde bulunduğumuz durum aslında tam olarak bu dünyaların bir kopyası. Bu pandemi döneminde duygu durumumuz, düşüncelerimiz değişecektir ve bunun dönem edebiyatına yansımaması mümkün değildir. COVID-19 salgını da bir çok hayatı bir anda değiştiren, değişmeyenleri ise değişmeye iten bir salgın olmakta. Pandemi dönemi yazarlarının yaptığı gibi kendi izolasyonumuzu anlatacak hikayeler yazacak olsaydık neler yazardık? Bu sorunun cevabı, yazımızın amacının temelidir. 

Üst